26 Nisan 2015 Pazar

30 Agustos Zaferi




30 Ağustos'ta kazandık ancak savaş henüz bitmedi, belki de hiç bitmeyecek...
Belki de en can alıcı yanlışımız, 30 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'la başlayıp Büyük Zafer'le sonuçlanan Türk-Yunan savaşını kazandıktan ve de 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurduktan sonra artık Anadolu için savaşların bittiğini düşünmemiz oldu.
Oysa ki Birinci Dünya Harbi 1918'te Almanya için bittiği halde Anadolu için bitmemiş, önce Mondros Ateşkesi, ardından Sevr antlaşması, derken 1919'da İzmir'in işgaliyle Anadolu için dünya savaşı yeniden başlamıştı ama biz bu "Bizans'ın Oyunu" ardında yatan bin yıllık düşmanlığı belki kavrayamamıştık.
Yeniden savaştık, 1921'de, bir yanda Yunan'la savaşırken öte yanda iç isyanlarla uğraştık, 1922'de Yunan'ı yendik, önce Mudanya ateşkesi, ardından Lozan anlaşması ve derken Cumhuriyet'in ilanı ile Yeni Türk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurduk.
Kurduk kurmasına ama artık savaşların bölgemizde bitmiş olduğunu düşünmekle yanlış yaptık çünkü yeni bir dünya savaşına doğru ABD-İngiltere ve Fransa'nın hazırlıklar yaptığını belki de hiç düşünmedik.
Çünkü aslında savaş bitmemiş sadece oyuncular değişmişti; İngiltere ve Fransa güneyde bölgemizden çekilmiş ama İsrail'i 1948'te kurarak geri gelmişlerdi ve o gündür bugündür Orta Doğu savaş halinde...
İsrail'i ve müttefiklerini bölgemizde savaş çığlıkları attıran beş temel faktör vardır:
1. Müslüman ülkelerin birleşerek İsrail'e karşı savaşmalarını önlemek için bu ülkeleri etnik ve dinsel temelde ayrıştırmak, parçalamak ve kopan parçalardan İsrail'e müttefik devlet ve yönetimler kurmak(Mısır, Irak ve Suriye'deki durum).
2. Müslüman ülkelerin İsrail'e karşı kullanılması olası nükleer silah potansiyeline sahip olmalarını önlemek, bu önlenemezse eğer olası ülkeleri doğrudan müdahale ile vurmak( İran'ın durumu).
3. Ortadoğu'da parçalanarak zayıflayan ülkelerin enerji kaynaklarını ele geçirmek, yönetmek ve Batı'ya güvenli naklini sağlamak.
4. Bu savaşlara Hıristiyan ve Musevi kamuoyu desteği sağlayabilmek için kutsal toprakları ele geçirmek, başta Kudüs...
5. Anadolu ve kaynaklarını ele geçirmek, yönetmek; Anadolu'da Türk kimliğini yok ederek Türk varlığı ve tarihine son vermek; Anadolu'yu Hıristiyanlaştırmak ve Doğu'da özerk tampon yönetimler kurarak Anadolu'nun Asya ile bağını kesmek(1071 Malazgirt Zaferi ile 1922 Büyük Zafer'in rövanşı olarak düşünülebilir)...
İşte biz Türk Milleti'nin iyi niyet temelinde en büyük yanlışımız belki de bu oldu, Anadolu için savaşların artık bittiğini, bölgemize barış geldiğini, bu vatan topraklarının ve bu Cumhuriyet'in bize yettiğini ve burada barış içinde yaşayabileceğimizi düşünmek oldu.
Oysa ki Anadolu ve kutsal topraklar için savaşlar tekrar başlıyacaktı, değişen sadece oyuncular olup geri çekilen İngiltere-Fransa'nın yerini ABD-İsrail alacaktı...
Bugün artık tehdit ve tehlikelerin farkındayız, bakınız gökyüzüne; Türk Bayrağı dalgalanmaktadır, kaybedilmiş hiçbir şey yoktur, daha uyanık ve dikkatli olacağız, vatanımızı ve Cumhuriyet'imizi korumak için gerekirse anayasadan aldığımız her mücadeleye hazır olacağız!
Hal ve şartlar ne olursa olsun yine başaracağız ve kazanacağız, Türk Bayrağı sonsuza dek bu semalarda dalgalanacak, Türk Milleti ve Cumhuriyeti sonsuza dek bu kutsal topraklarımıza var olmaya devam edecektir!
30 Ağustos Büyük Zaferimiz hepimize kutlu olsun!